İslam Ahlaki Kavramları – İlahi Dünyası İlahi dünyasi

İslam Ahlaki Kavramları

admin

112

Yok

İslam Ahlaki Kavramları

Yüce yaratıcımız olan Tanrı insanı ahlaki bilinç ile yaratmış ve ahlak konusu ile ilgili alçalışlara ve yükselişlere ideal şekilde var etmiştir. İnsana irade vermiş ve isteğini olumlu yönde kullanmasını istemiştir.

Dinimiz yönünden dil olmak, merhametli olmak, eşitlikçi olmak, dürüst olmak, vefakâr olmak, yardımsever olmak, büyüklere saygı ve küçüklere sevgili olmak, ana ve babaya karşı gelmemek, tatlı dilli olmak, güler yüzlü olmak, tevazu sahibi olmak gibi değerleri ulu Tanrı övmüş ve bu değerlere sahip insanları ulultmiştir.

Zina edeni, kumar oynayanı, yalan söyleyeni, ihanet içersinde olanı, gıybet edeni, iftira atanı, kibir içersinde olanı, gösteriş içersinde olanı ve çirkin söz söyleyenleri hep yermiş ve alçaltılacağını söylemiştir.

İslam’ın Ahlak Kavramı; İnsan iradeli bir varlık olarak yaratılmış ve iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek vasıfta yaratılmıştır.

İnsan şunlar arasında sınava tabi tutulmuş ve tercihini hep doğru olandan yana kullanması istenmiş ve karşılığında cennet bahçeleri ile ödüllendirileceği Kur’an’da belirtilmiştir.

Yüksek ahlaki değerlere sahip olan bir mümin olmayana göre daha üstün tutulmuş ve üstün olmanın renk, dil, sınıf ve rütbeden değil yüksek ahlaki değer ve takvada bulunduğunu ulu Tanrı belirtmiştir.

Ahlakın kaynağı yaratılış düzeni ve Tanrı’ın değişmez ilahi yasalarıdır. İyilik ve kötülüğe eğilimli olarak yaratılan insanın gayesi Tanrı’a bağlanmak ve güzel ahlakla ahlaklanmak olmalıdır. İslam dininin getiriliş hedefi da esasen budur.

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in bu husustaki hadisi malumdur ve efendimiz “ben güzel ahlakı tamamlamak amacıyla gönderildim” demiştir.

İslam’ın Ahlak Kavramı; İnsan her ne kadar akıl sahibi olarak yaratılmış olsa da bütün güzellikleri kavrayamaz, çirkinlikleri ayırt edemez. İşte bu sebepledir ki insanı yüksek ahlaki değerlere çıkaran Tanrı’ın dini İslam’dır.

Bir Müslüman inancının gereği olarak tek yaratıcının ve tek kudret sahibi olanın Tanrı bulunduğunu bilir. Zaten bilmez ise Müslüman olamaz. Tanrı bilendir, işitendir ve görendir. O’ndan hiçbir şey saklı ve saklı kalamaz. Bütün insanları huzurunda sorgulayacak ve ahlaki değerleri yüksek olanları cenneti ile ödüllendirecektir. Çünkü O ihsan edicidir ve cennetle mükâfatlandırmak O’nun İhsan sıfatının gereğidir.
İslamiyet’te Güzel Ahlak

Bir Müslümanı ahlaklı olmaya yönelten içersindeki iman duygusu olmasından ahlaki davranışı bir menfaat karşılığı yapmaz. Tek gayesi Tanrı’ın rızasını kazanmak ve cennete girerek sayısız mutluluğa ermektir ve bunun amacıyla yüksek ahlaklı olmaya gayret eder.

Bir mümin ahlaklı yaşam sürdürmek adına birtakım kayıplara uğrayabilir, birtakım ruhsal ve fiziksel baskılara maruz kalabilir, tacizle karşılaşabilir ve birtakım güzel gibi görünen şeylerden mahrum kaldığını hissedebilir. Yapması gereken irade sahibi olmak ve sabretmektir. Çünkü ahlaklı ve erdemli olmanın mükâfatı dünyada elde edeceği zevklerden ve zenginliklerden ya da menfaatlerden binlerce kat daha çokdır. Bu amaçla gerçek bir mümin ahlaki doğrulardan sapmayan ve sapmamak amacıyla mücadele verendir. Yüksek iman kuvveti bu hususta gereken kuvveti ve sabrı kesinlikle verecektir.

Tanrı’ın koyduğu ahlak kuralları değişmez ve değiştirilemez. Onlar Tanrı’ın kaderi yani ölçüleridir. Bu ölçüler zamana, zemine, toplumlara ve fertlere göre değiştirilemezler. Bunu değiştirmek açıkça ulu Tanrı’a isyandır ve cezası cehenneme atılmaktır. Tanrı kendine asi olanı affetmez ve bağışlamaz.

İslam’ın Ahlak Kavramı; Yüksek ahlaki değerlerden yoksun olan şahıslar ve toplumlar sıksık bir bunalım halindedir. Böyle toplumların mutlu bulunduğunu söylemek imkânsızdır. Toplumda sıksık bir sevgisizlik hâkimdir. Gasp, tecavüz, insan öldürme ve yaralama, fuhuş, zina, kumar, faiz, rüşvet ve karaborsa gibi bütün yıkıcı ve alçaltıcı değerler o toplumu sarıp sarmalamıştır. Ahlaktan yoksun olan cemiyetlerin ya da toplumların varacağı yer kaçınılmaz olarak burasıdır.

Ahlaki değerleri yüksek olan bireyler ne kadar çok ise o toplum o oranda daha problemsiz ve dolayısı ile çok daha mutludur. Toplumların yüksek ekonomik gelire sahip olması mutlu mesut oldukları manasına gelmez. Eğer öyle olsa idi şahıs başına milli gelirin çok daha yüksek bulunduğu batı ülkelerinde intiharların bu denli çok olmaması gerekirdi. Batı medeniyetinde insanlar gittikçe yalnızlaşmakta ve ahlaki yönden bir çöküntüye doğru sürüklenmektedir. Ahlaki değerleri tükenme noktasına gelmiş topluluklara verdiği ve verilebilecek olan cezaların ne bulunduğu ulu kitabımızda açıkça belirtilmiştir.

Ahlakı bütün olan müminler amacıyla sonsuz sevinç içersinde yaşayacakları çok öncedenhazırlanmış güzel cennetler vardır.

0 YORUM VAR
SON YORUMLAR