Kuranı Kerimi Anlama Yolları Nelerdir ? – İlahi Dünyası İlahi dünyasi

Kuranı Kerimi Anlama Yolları Nelerdir ?

admin

158

Yok

Kuranı Kerimi Anlama Yolları Nelerdir ?

Yüce ALLAH’ın insanoğluna gönderdiği ve evrensel son peygamber olan Hz. Muhammed ile dinini tamamladığı bir yasalar bütünüdür. Kur’an Tanrı’ı insanlara tanıtan, bu yaşamın bir başlangıcı ve bir sonu bulunduğunu bildiren, bu evrenin ve yaşamın rkatiyenntı eseri olmadığını ve bunun bir yaratıcısı bulunduğunu ve o yaratıcının Tanrı bulunduğunu açıkça ve bütün delilleri ile meydana koyan ulu bir kitaptır. İnsana nasıl bir yaşam yaşaması gerektiği, bu yaşamı yaşarken uyması gereken umumi kuralları, yapması ve yapmaması gereken buyruk ve yasakların bulunduğu bir rehberdir. Hak ile batılın insan doğrulusunda iyice idrak edilmesi amacıyla defalarca uyarının yer aldığı, insanı tevhit inancına yönlendirmek amacıyla yüzlerce örnek olarak ve uyarının yer aldığı eşi ve aynısı olmayan ve katiyen olamayacak olan mucizevi bir kitaptır.

Kur’anı Anlamak

Bu amaçla Kur’an’ itikat önemlidir ve içersinde yazılan her kelimeye iman etmek dinin bir gereğidir ve katiyen olmazsa olmazdır. Kur’an’ın Tanrı’tan bulunduğuna inanmak içersinde yazan her sözcüklerin ondan bulunduğuna inanmayı gerektirir. Bunu inkâr etmek demek İslam’dan çıkmak anlamına gelir. İçinde yazılan her husus (iktisadi, içtimai, itikadı, hukuki ve ahlaki prensipler) Tanrı doğrulusunda belirlenmiş ve hususlmuştur. Bu amaçla Kur’an’da tespit edilen yaşam nizamı insan doğrulusunda iyi anlaşılmalı ve kendine verdiği bu kısacık yaşamı o şekilde yaşamalıdır. Bunun yolu da Kur’an’ı kavramaktan geçer. Kur’an’ı kavramanın tek yolu onu okumaktan geçer. Bu amaçla sıksık Kur’an’ kerim okunmalıdır. Bir defa okuyup kıyıya koyulmamalıdır. Defalarca okunmalı ve içersinde ne yazdığı, hangi mesajların verildiği ve ulu rabbimizin ne anlatmak istendiği insanlar doğrulusunda çok iyi anlaşılmalıdır. Bunun da tek yolu bol bol Kur’an okumaktan geçer.

Mümin denen şahıs bir Kur’an insanıdır ve onu okumak ve kavramakla yükümlüdür. Anlaması yetmez, anladığını anlatması ve yayması da yine mümine verdiği görevler arasındadır.

Kendisini Müslüman olarak tarifleyen bir insanın İslam dinini aşk ve şevkle yaşayabilmesi amacıyla onu ciddi bir biçimde ve mütemadiyen okuması ve Kur’an’ı yaşamının tam ortasına koymalı ve onu içselleştirmesi gerekir. Kur’an’ı kerimle fakat bu yolla kalbi bir rabıta sağlanabilir ve kuşkusuz fikri rabıtayı da fakat bu yolla kurmak olasıdür. Kalbi ve fikri rabıtayı kurabilen bir mümin esasen natural olarak ortamında yazanları kendi yaşamına tatbik edecek ve kendisinden olması dilenen mümin olabilmeyi başaracaktır.

Kur’an’a gösterilecek alakasızlık aslında büyük bir günahtır. Kur’an’ı Anlamak amacıyla Hayatın bütün şifrelerinin içersinde yer aldığı ve bu yaşam yolunu nasıl yürümek gerekliliğinin bütün ipuçlarının insana verildiği bu kitaba duyarsız, ilgisiz ve alakasız kalmak aslında aklın alacağı bir hal değildir.
Sürekli Kur’an Okumak Gerekir

Bir mümin Kur’an’ı okuyacak üstünde düşünecek ve onu yaşamına yansıtacaktır ve bununla mükelleftir. “ Andolsun ki, biz Kur’an’ı anlaşılması amacıyla kolaylaştırdık” ayeti bunun tam karşılığıdır. İnsan onu okumalı ve iyice anlayarak yaşamına geçirmelidir ve bu bir müminin görevidir. Onda düşünen bir insan amacıyla nice uyarılar ve nice öğütler bulunmaktadır.

Kur’an’ı orijinal harfleri ile ve orijinal okunuşu ile okuyup Kur’an’ı manaya kuşkusuz en idealidir. Fakat yüz milyonlarca insanın bunu kuşkusuz yapması beklenemez. Ama bir mümine düşen görev, oldukça Kur’an’ı orijinalinden okuyabilecek kadar eğitim görmesi ve Arapçayı okuyabilmesidir. Elbette bilmek onu kavramanın tek yolu değildir. Ne yazıldığını kavramak bambaşka bir disiplindir ve bu ciddi bir eğitim gerektirir. Dolayısı ile bir mümin bol bol Kur’an mealleri ve bilhassa tefsirleri okumalıdır. Bu mealler ve tefsirler arasında karşılaştırma yapmalı ve okuduğu her ayet üstünde düşünmelidir. Bu gün dünyada binlerce meal ve binlerce tefsir bulunmaktadır ve şunlar çok büyük bir oranda aynı anlamlarda çeviri edilmiş ve açıklanmıştır. Fakat birtakım hususlarda ayrılıklar ve değişik manayalar (İsa’nın yine yeryüzüne inip inmeme sorunu gibi) söz hususu olmuştur ve bu da meallere ve tefsirlere yansımıştır.

Kur’an’ı Anlama; Bu işin uzmanı olmayan sokaktaki vatandaş bu ve aynısı hususları detaylı meallerden; tefsirlerden okuyacak, yazılanları ve söylenenleri dinleyecek ve kendi kararını bu hususta verecektir. Elbette bu ve aynısı meseleler bir itikadı ve olmazsa olmaz meseleler değildir ve imanın şartlarından değildir. Farklı yorumlardan ve anlayışlardan kaynaklanan inanç farklarıdır. Kişiyi dinden çıkaran hususlar değildir. Bu gün hangi Kur’an meali okunursa okunsun o mealde “namaz kılmak, oruç tutmak bundan sonra gereksizdir. Ve hacca gitmenin bundan sonra bir anlamı kalmamıştır” diye bir anlatıma rastlamak imkânsızdır. Bu hususlarda tam bir birliktelik söz hususudur ve bu ve aynısı hususlarda bir ihtilaf yoktur. Zaten bir şahıs şunların bundan sonra gereksizliğini düşünüyor ise bundan sonra o şahıs bir Müslüman değildir ve o bireyin Müslüman bulunduğunun söylenmesi de olası değildir.

Mümin bulunduğunu ifade eden bir şahıs sıksık Kur’an okumalı ve onu manayalıdır. Kur’an’ı Anlama; Kur’an’ı kerimin okunması gerekliliğini çocuklarına söylemeli ve bu alışkanlığı çocuklarına da kazandırmalıdır.

0 YORUM VAR
SON YORUMLAR