Namazların Kısatılması – İlahi Dünyası İlahi dünyasi

Namazların Kısatılması

admin

69

Yok

Namazların Kısatılması

İslam, ulu Allah’ın insanlar amacıyla koyduğu bir iman ve bir yaşam düzeninin adıdır. Bundan dolayıdır ki Allah’ın ilkeleri, koyduğu prensipler, buyruk ve yasaklar bütün insanların anlayabileceği, uygulayabileceği özelliğe sahiptir ve katiyen insanların kaldıramayacağı bir yük teşkil etmezler.

Bir emri yerine getirme hususu ile ilgili sorun yaşanıyor ya da önleyici bir hal var ise bu konunun çözümü de yine Kur’an-ı Kerim de belirtilmiştir ve peygamber efendimizin lüzum programları ve lüzumse sahih hadislerden nasıl davranılacağı hususu ile ilgili net bulgular bu gün elimizde mevcuttur. Namaz hususu ile ilgili da birtakım istisnai haller oluştuğunda bu hususta da müminlere basitlikler getirilmiştir. Konunun çok daha ayrıntılı anlatımı alçakta sunulmuştur.
Namazları Kısaltma Ya Da Birleştirme
Namaz İbadetinde Zaruretlerden Kaynaklanan Uygulamalar

Bir ibadetin uygulanmasını önleyici bir hal oluşmuş ise bundan sonra o ibadet yapılır olmaktan çıkar ve bir zaruret durumu oluşmaz. Taki koşullar tekrardan normale gelene kadar. Olağan dışı koşullar altında bir ibadet ertelenebilir, o ibadetin vasfı ayarlanabilir ve hem de o ibadet bireyin üzerinden tamamiyle düşebilir. Bu fakat koşulların getireceği bir haldur. Bir harp sırasında cephede harpan bir askerden oruç tutması beklenemez. Elbette şahıs isterse orucunu tutabilir ve tuttuğu orucu kuşkusuz sevaba mazhar olacaktır. Ama bundan sonra bireyin vazifiyeti o orucu tutmak değil lüzum mental ve lüzumse bedenen zinde olup düşmana karşı dinini ve devletini savunmaktır. Bunun amacıyla de vücudun gıdasız kalmaması lüzumir. Bu sebeple bu koşul altında o şahıstan oruç farzı düşer. Ama isterse şahıs barış sağlandıktan sonra isterse tutamadığı gün kadar oruç tutar, isterse tutamadığı gün kadar bir muhtacın karnını doyurur ya da isterse şunların hiçbirini yapmayabilir. Çünkü oruç o esnada o askerin üzerinden düşmüştür ve o esnada ona farz değildir.

Namaz ibadeti hususu ile ilgili da bu gibi basitlikler ve sadeleştirmeler söz hususudur. Yapılan yolculuklar namaz hususu ile ilgili vakit vakit olağan dışı koşullar oluşturabilir. Oluşan bu koşullara göre namazların vakitı kısaltılabilir, namazlar birleştirilebilir ve netlikle cemaatle kılınması lüzumen Cuma namazını tek başına kılınan öğle namazına dönüştürmek mümkündür.

Elbette bu hususta net bulguyu bizler Kur’an-ı Kerim den almaktayız ve kuşkusuz Hz. Muhammed (S.A.V) efendimizin programlarında da bunu görmekteyiz. Nisa suresi 101. Ayet bu hususta çok açıktır ve namazların olağan dışı koşullarda kısaltılabileceğini bizlere net olarak bildirmektedir. Her ne kadar bu ayette bir hücum ihtimalı söz hususu bulunduğunda namazın kısaltılmasından bahsedilse de peygamberimizin tehlike içermeyen yolculuklarda dahi istenirse namazların kısaltılabileceğine dair sözleri ve programları bulunmaktadır.

Efendimiz namazların nasıl kısaltılabileceğini de örnekleyerek sahabeye öğretmiş ve bu programlar şu vakte kadar kadar gelebilmiştir. Birey bunu ister tercih eder ve uygular istemezse programz. Bireynin seçimine bırakılmış bir meseledir. Elbette oluşturulan bir yolculuğun hangi vakitı kapsamına giren ve ne kadar uzaklıkden sonrasının gerçekte bir yolculuk olarak kabul edilmesi lüzumtiği hususu ile ilgili net bir bilgi ne Kur’an-ı Kerim de ve ne de efendimizin sözlerinde yoktur. Bu hususta bugünümüzde birtakım sasenear verilse de gerçekte bu hususta net bir bilgi yoktur ve olmaması da gayet normaldir. Çünkü İslam dini evrenseldir ve vakit üstü ve vakit ötesi bir dindir. Kur’an- Kerim kalıcı yasaları ve prensipler meydana koyar. Dönemin ilerlemesi, ulaşım koşullarının ve imkânlarının değişmesi neticesinde getirilecek ölçüleri koymaz. Bunları insanların aklını çalıştırmasına, ilimin ve bilimin gelişimin alanına bırakır. Bunun nedeni de yukarıda bildirdiğimiz gibi yapılacak olan yolculuğun tanıminin Kur’an-ı Kerim de yapılmaması ve bu hususta efendimizin de net bir tanım meydana koymamasıdır.

İslam âlimleri yolculuk hususu ile ilgili vakit ortamında çok değişik düşünceler meydana koymuşlardır.
Yolculuk İle İlgili Farklı Yorumlar

Hanefi mezhebinde olan âlimlerin birtakımları efendimizin birtakım hadislerine dayanarak basitliklerdan yararlanılabilecek yolculuğun en az üç gün devam etmesi lüzumliliğini söylemişlerdir. Elbette bu düşüncei öne sürenler bundan yüzseneler evvel yaşam sürdüren âlimlerdir ve onlara göre üç gün ve üç gece sürecek bir yolculuk sırasında bir insan ortalama bir yürüyüşle en çok 18 saatlik bir uzaklık alabileceğini söylemişlerdir. Buna göre bir insan bir günde en çok 6 saat yürüyüş yapabilmekte ve yolculuk kolaylığından yararlanabilmek amacıyla 18 saatlik bir yolculuk olması lüzumliliğini düşünmekteydiler. Bu da üç günlük bir yolculuğa karşılık gelmekteydi. İster karada yürüyerek, isterse deve sırtında ya da denizde yelkenli ile olsun 18 saatlik bir ölçü basitliklerdan yararlanabilmenin koşulu olarak meydana konmuştur.

Şafiler ise bu hususta değişik düşünmektedirler ve onlara göre 90 kilometrelik bir yolculuk ölçü birimi olarak kabul görmüştür. Bu uzaklık ister deve sırtında, ister yürüyerek ye da isterse bir deniz aracı ile kat edilmiş olsun 90 kilometrelik bir yolculukta şahıs namaz hususu ile ilgili gösterilen basitliklerdan yararlanabilmektedir.

Dünyadaki İslam âlimlerinin çoklığı sahih hadislere dayanarak efendimizin öğle ve ikindi, akşam ile yatsı namazları arasında birleştirme (cem) yaptığı hususu ile ilgili hem düşüncedirler.

Fakat yine İslam âlimleri yolculuk sırasında namazın netlikle kısaltılarak kılınmasının lüzumliliği hususunda hem düşünce değillerdir. Bazı Hanefi âlimler kısaltmanın vacip bulunduğu ve uygulanmamasının günahı lüzumtirdiğini savunmuşlardır. Fakat Şafiler başta olmak üzere âlimlerin fazlası ise bireyin isterse yolculuk sırasında basitliklerdan yararlanmayabileceğini söylemişlerdir. Her iki görüş kendi düşüncelerini birtakım ayetlere ve efendimizin birtakım hadislerine dayanarak meydana koymaktadır. Fakat net olan şudur ki, yolculuk sırasında namazların birleştirilmesi efendimiz doğrulusunda uygulanmış ve İslam dininde bu tür bir kolaylığın zenginliği hususu ile ilgili en küçük bir tereddüdün olmayışıdır.

Fakat, şu âlim söylesin ya da bu âlim söylesin, ya da birtakım ilmihal kitaplarında şu şekilde ya da bu tür yazsın bilinmelidir ki bu içtihatlar dinin değişmez kuralları ve hükümleri değildir. Asla bu tür algılanmamalıdır. Bunlar yalnızca görüş değişiklıklarıdır ve yoruma açık konulardır. Günümüzde ulaşım vasıtalarının değiştiği ve uzaklıklerin bundan sonra çok kısaldığı bir vakit diliminde yaşıyoruz ve bu hususta da değişik çalışmalar ve görüşler bulunmaktadır ve burada da görüş değişiklıkları söz hususudur.

Fakat efendimizin programları sabittir ve bu hususta tek bir görüş ayrılığı yoktur. Efendimiz çıktığı bütün yolculuklarda sabah namazının sünneti hariç bütün süre namazlarının sünnetini kılmamış ve süre namazlarının farzlarını kısaltarak namazlarını eda etmiştir. İstenirse efendimizin kıldığı gibi namazlar kılınabilir. İstenirse namazlar kısaltılıp süreler birleştirilerek kılınabilir Ya da şahıs isterse bu basitliklerın hiç birini programyabilir (bu tür bir zaruret olmadığı Kur’an-ı Kerim ile sabittir) ve namazlarını normal durumu ile eda edebilir. Seçim tamamı ile şahsa aittir.

İslam dini sürenin ötesine de hitap eden ve dolayısı ile vakit dışı bir ilkeler bütünüdür. Sadece indiği devreye yönelik hükümler ve yorumlar getirmez yüzseneler ve bin seneler ötesine de hitap eder. Dinimizin direkt olarak hüküm vermediği ve açıklık getirmediği konular vakte ve zemine göre değişebilen ve değiştirilmesi lüzumen konular olarak karşımıza çıkmaktadır.

Herhangi bir husustaki bir program bundan 600 sene evvelce bulunduğu gibi bugün uygulanamayabilir ve hem de o sürete program bundan sonra bu gün yamamı ile ortadan kaldırılabilir. Fakat şunlar net ve net hüküm bildirmeyen konulardır ve bunun çok iyi anlaşılması lüzumir. İşte bu sebepledir ki mezhepler arasında ve hem de aynı mezhep ortamında bile görüş değişiklıkları oluşmaktadır ve bu da çok natural bir sonuçtur. Bunlardan korkmamak lüzumir.

Ortaya konan her görüş kuşkusuz hata olasılığını de yanında getirir ve varsa bir hata bu sürele ayarlanabilir. Ortaya konan bir görüş yalnızca o düşüncei savunanı ve o görüşle hareket edeni bağlar ve bu görüş katiyen Müslümanların ortak düşüncei değildir. İnsanlar bu konularda tetkik yapacak meydana konan görüşleri ve içtihatları değerlendirecek ve ona göre kendi yolunu belirleyecektir.

Bunda hiçbir engel ve İslami yönden hiçbir sakınca yoktur. Unutulmamalıdır ki, İslam dini kolaylaştırıcı bir dindir ve yukarıda da belirtildiği gibi insanlara kaldırmayacakları bir vazife yüklemez. Uygulaması zor olan bir vazife dinimizde yoktur. Uygulanmasının içersinde bulunulan koşullarda zor bulunduğu anlarda ise şahsa birtakım ehliyetler ve çok daha kolaylaştırıcı eylemleri de insanlara sunmuştur.

Namazları Kısaltma Ya Da Birleştirme, Hiç kuşku yok ki, doğruları ve yanlışları en iyi bilen ve bizi huzurunda sorgulayacak olan ulu Allah’tır.

0 YORUM VAR
SON YORUMLAR